Kiralabunu: Ürüne Sahiplik Değil, Erişim Modeli İnşa Ediyoruz | Özel Röportaj
Kiralabunu, ürün kiralama modelini yalnızca bir alternatif olarak değil, finansal erişimi yeniden tanımlayan bir yapı olarak konumlandırıyor. Şirketin kurduğu fintech katmanı, kiralamayı satın alma deneyiminin içine entegre ederken; bireysel tarafta erişim, kurumsal tarafta ise finansal esneklik üzerinden büyüyor.

Türkiye’de ürün kiralama modeli uzun süre niş bir alan olarak kaldı. Ancak son yıllarda değişen kullanıcı alışkanlıkları, yükselen teknoloji maliyetleri ve finansal erişim ihtiyacı, bu modeli ana akım bir alternatif haline getiriyor.
Kiralabunu, bu dönüşümün merkezinde konumlanıyor. Şirket yalnızca kiralama hizmeti sunan bir yapı değil; ürüne erişimi mümkün kılan finansal sistemi de kendi içinde inşa eden bir model kuruyor.
Bu özel röportajda, Kiralabunu’nun çok kanallı büyüme stratejisini, Vaadele ile kurduğu finansal yapıyı ve ürün yaşam döngüsü yönetimi üzerinden geliştirdiği operasyonel modeli Kiralabunu Kurucusu Elif Kapıcı ile detaylı şekilde ele aldık.
FT Özel Röportaj
“Ürüne sahiplik değil, erişim modeli kuruyoruz.”

— Elif Kapıcı
Kiralabunu Kurucusu
1- Kiralabunu’yu bugün nasıl konumlandırıyorsunuz?
Kiralama modeli ile finansal altyapı arasındaki ilişki sizin için ne ifade ediyor?
Kiralabunu’yu bugün Türkiye’de ürün kiralama modelini hayata geçiren, pazarın oluşmasına öncülük eden ve bugün de gelişimine liderlik eden bir yapı olarak konumlandırıyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada modelimizi çok kanallı bir yapı içinde büyütüyoruz. Kiralama ve abonelik çözümlerini kiralabunu.com üzerinden online olarak Türkiye’nin her yerine sunuyoruz. Bunun yanında iş ortaklarımızın kurumsal satış kanallarına ve mağazalarına entegre oluyoruz. Son dönemde pazar yerleriyle yaptığımız entegrasyonlarla da kiralamayı satın alma deneyiminin içine yerleştiriyoruz.
Bu sayede kullanıcılar ve işletmeler ürüne yalnızca tek bir kanaldan değil, farklı satış noktalarından erişebiliyor.
Bizim için kiralama aynı zamanda bir finansal erişim modeli. Birçok kullanıcı ve işletme için ürünün kendisinden çok o ürünü satın almak için gereken finansal yük önemli bir bariyer oluşturuyor. Kiralama modeli bu bariyeri ortadan kaldırıyor ve ürüne aylık, öngörülebilir ödemelerle erişim sağlıyor.
Dolayısıyla kiralama modeli ile finansal altyapı birbirinden ayrı iki konu değil. Bir tarafta ürün var, diğer tarafta o ürüne erişimi mümkün kılan finansal sistem. Biz de bu iki dünyayı bir araya getiren fintech katmanını kuruyoruz.
2- Marketplace’lerde kiralamanın bir seçenek olarak yaygınlaşması sürecinde sizce en belirleyici faktör ne oldu?
Kullanıcı alışkanlığı, altyapı ya da modelin anlaşılması gibi başlıklardan hangisi daha öne çıkıyor?
Burada birkaç faktörün birlikte etkili olduğunu düşünüyorum. Birincisi altyapı ve teknolojinin yaygınlaşması. Marketplace’lerde kiralamanın bir seçenek olarak görünür hale gelmesi için hem finansal hem operasyonel altyapının hazır olması gerekiyordu.
İkinci önemli unsur ise pazarın kiralama modeliyle tanışması. Türkiye’de ürün kiralama modeli birkaç yıl önce oldukça yeni bir kavramdı. Bugün kullanıcılar bu modele daha aşina ve bu da adaptasyonu hızlandırıyor.
Türkiye’de sepette kullanıcıya sunulan finansal ürün çeşitliliği aslında oldukça güçlü. Taksit, kredi ve farklı ödeme yöntemleri gibi birçok seçenek var. Kiralama ve abonelik de artık bu seçeneklerden biri olarak konumlanıyor.
Özellikle yeni jenerasyon kullanıcılar için daha sürdürülebilir ve daha kolay erişilebilir modeller oldukça cazip hale geliyor. Ürüne sahip olmak yerine ihtiyaç duyduğu süre boyunca kullanabilmek birçok kullanıcı için daha mantıklı bir alternatif haline geliyor.
3- Vaadele ile birlikte finansal modelin yeni bir katmana taşındığını görüyoruz.
Bu yapıda Kiralabunu’nun rolünü ve modelin genel işleyişini nasıl tarif edersiniz?
Vaadele’yi ürün kiralama modelinden ayrı bir finansal çözüm olarak konumlandırıyoruz. Kiralabunu ile çalışırken özellikle kurumsal müşterilerin kiralama modeline yoğun ilgi gösterdiğini gördük. Bu süreçte farklı finansal modellere de ihtiyaç olduğunu fark ettik. Vaadele de bu ihtiyaçtan doğdu.
Vaadele aslında kurumsal müşteriler için bir “şimdi al sonra öde” modeli. Bir anlamda kurumsal BNPL diyebiliriz. Bu yapı sayesinde şirketler ekipman ve teknoloji yatırımlarını tek seferde büyük bir ödeme yapmak yerine zamana yayarak gerçekleştirebiliyor. Böylece hem nakit akışlarını koruyabiliyor hem de ihtiyaç duydukları yatırımları ertelemek zorunda kalmıyorlar.
Bugün bu modeli Türkiye’de birçok üreticiye, satıcıya ve markaya entegre ettik. Böylece kurumsal müşteriler teknoloji ve ekipman yatırımlarını daha esnek finansal modellerle gerçekleştirebiliyor.
4- Kiralama modelinde ürün yaşam döngüsü yönetimi hem operasyonel hem finansal bir mesele. Bu döngüyü nasıl yönetiyorsunuz?
Kiralama modelinin en büyük ayağı ürün yaşam döngüsü yönetimi. Hatta tüm model bunun üzerine kurulu desek yanlış olmaz. Çünkü kiralama modelinde ürün tek sefer satılan bir varlık değil. Ürünün teslimatından başlayarak tüm kullanım süreci boyunca yönetilen bir varlığa dönüşüyor.
Biz ürünün ilk teslimatından itibaren tüm süreci yönetiyoruz. Servis, sigorta, teknik destek, sözleşme süresi ve ürünün ikinci yaşamı gibi başlıkların tamamı bu döngünün bir parçası.
Finansal açıdan bakıldığında da ürün birden fazla kullanıcıya değer üretebilen bir varlık haline geliyor. Bu nedenle ürün yaşam döngüsünün doğru yönetilmesi hem operasyonel verimlilik hem de modelin sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol oynuyor.
5- Bireysel kullanıcı tarafında erişim, kurumsal tarafta ise finansal esneklik öne çıkıyor.
Bu iki alanın birlikte büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında iki taraf da aynı temel ihtiyaca dayanıyor esneklik ve erişim.
Bireysel kullanıcı tarafında insanlar teknolojiye daha kolay erişmek istiyor. Teknoloji ürünleri çok hızlı yenileniyor ve ürün değişim süreleri giderek kısalıyor. Bu nedenle birçok kullanıcı için satın almak yerine ihtiyaç duyduğu süre boyunca kullanabilmek çok daha anlamlı hale geliyor.
Kurumsal tarafta ise finansal esneklik ön plana çıkıyor. Şirketler ekipman yatırımlarını tek seferde büyük bir sermaye harcaması olarak yapmak yerine aylık, öngörülebilir bir gider modeliyle yönetmeyi tercih ediyor. Bu yaklaşım hem nakit akışını koruyor hem de teknoloji yenileme süreçlerini kolaylaştırıyor. Ayrıca tüm cihazların sigortalı olması ve hasar onarım garantisi kapsamında sunulması, özellikle kurumlar için önemli bir operasyonel yükü ortadan kaldırıyor.
Küresel ölçekte ürün kiralama ve abonelik temelli kullanım modellerinin hızla büyüdüğünü görüyoruz. Türkiye de bu dönüşümü yakından takip ediyor. Bu nedenle bireysel tarafta erişim, kurumsal tarafta finansal esneklik öne çıksa da iki tarafı birleştiren ortak ihtiyaç aynı: ürünlere sahip olmak yerine ihtiyaç duyulduğunda erişebilmek.
6- Önümüzdeki döneme baktığınızda, bu modelin Türkiye’de nasıl bir dönüşüm yaratmasını bekliyorsunuz?
Önümüzdeki dönemde ürün kiralama ve erişim modelinin Türkiye’de çok daha yaygın hale geleceğini düşünüyorum. Teknoloji ürünlerinin hızla yenilenmesi ve fiyatlarının yükselmesi kullanıcıların satın alma kararlarını giderek daha zor hale getiriyor. Bu ortamda kiralama ve abonelik modeli çok daha esnek bir alternatif sunuyor.
Aynı zamanda şirketler için de ekipman yatırımlarını zamana yayarak yönetebilmek önemli bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda özellikle teknoloji ve ekipman tarafında satın alma ile kiralama seçeneklerinin yan yana sunulduğu bir pazarın hızla büyüyeceğini düşünüyorum.
Kiralabunu olarak hedefimiz de bu dönüşümün merkezinde yer almak ve erişim ekonomisinin Türkiye’deki güçlü oyuncularından biri olmaya devam etmek.
Sesli Dinle
Editör Ekibi
FT Finansal Teknoloji editör ekibi, fintech ve dijital finans alanındaki gelişmeleri haber değeri ve editoryal perspektifle takip eder.
