Global FinTech Insights 2026 – Türkiye Perspektifi | Kamu Öncelikleri ve Yol Haritası
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin fintech yol haritasını, kamu öncelikleri ve küresel konumlanma perspektifiyle küresel fintech ekosistemi ve uluslararası karar vericiler için Global FinTech Insights 2026 kapsamında değerlendiriyor.

1. Türkiye’nin fintek ekosistemini 2026 ve sonrasına taşıyacak temel stratejik öncelikleri nasıl tanımlarsınız? Kamu tarafında hangi alanlar kritik görülüyor?
2025 yılının Mart ayında Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin görev ve yetkileri tek çatı altında birleştirildi. Bu birleşme, yatırım çekme kapasitemiz ile finansal ekosistem vizyonumuzu aynı stratejik eksende buluşturarak daha bütüncül bir politika ve uygulama zemini oluşturdu.
Yeni adıyla Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’ne, “yeni finansal araçların sisteme kazandırılması, finansal ürün geliştirilmesi ve ürün çeşitliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürütmek” görevi tevdi edildi. Bu doğrultuda yenilikçi finans alanlarındaki çalışmalarımızı daha da yoğunlaştırıyoruz. Özellikle; katılım finansının derinleştirilmesi, sürdürülebilir finans ve yeşil dönüşümün finansmanı, etki yatırımı ekosisteminin büyütülmesi ve elbette fintek alanında rekabetçiliğin artırılması başlıkları gündemimizin merkezinde yer alıyor.
Fintek alanında önemli bir yol haritası olmasını beklediğimiz “Milli Fintek Strateji Belgesi”nin hazırlanması görevi de Ofisimize verildi. Bu kapsamda stratejik önceliklerin doğru belirlenmesi kritik önem taşıyor. En temel önceliğimiz, fintek ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik somut ve uygulanabilir adımlar atmak olacaktır.
Bilindiği üzere Türkiye’de fintek ekosistemi, farklı dikeylerde farklı kurumların düzenleme ve denetim yetkileri çerçevesinde gelişmektedir. Örneğin; dijital bankacılık alanında düzenleme ve denetim yetkisi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nda (BDDK) iken; ödeme hizmetleri ile ödeme ve elektronik para kuruluşlarına ilişkin yetki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) aittir. Bunun yanında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) gibi kurumlar da kripto varlıklar ve insurtech alanlarında çeşitli düzenleme ve denetim sorumlulukları üstlenmektedir. Bu nedenle kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, 2026 yılı ve sonrasına yönelik temel önceliklerimizden biri olacaktır.
Buna ek olarak, hâlihazırda ödeme sistemleri ve kripto varlıklar dikeylerinde yoğunlaşan fintek iş modellerinin çeşitlenmesi ve ölçeklenmesi, ekosistemin daha sağlam ve dirençli bir yapıya kavuşması açısından önem arz etmektedir. Bu çeşitlendirme hedefinin kritik bir ayağını da yerli fintek şirketlerimizin uluslararası faaliyetlerinin desteklenmesi oluşturmaktadır.
Bu doğrultuda fintek sektörüne yönelik uluslararası fuar, sempozyum ve etkinliklere katılımın desteklenmesi; ayrıca Türkiye’de bu alanda düzenlenen etkinliklerin uluslararası ölçekte organize edilmesi daha etkin biçimde teşvik edilecektir. Bununla birlikte, Türkiye’de verilen faaliyet izinlerinin hedef ülkelerde de geçerliliğini sağlayacak veya karşılıklı tanınmasını kolaylaştıracak mekanizmaların geliştirilmesi, yerli finteklerimizin uluslararası pazarlara daha hızlı ve düşük maliyetle erişmesine katkı sunacaktır.
Diğer yandan yatırım ortamının ve süreçlerinin iyileştirilmesi, yatırımcılara Türk fintek ekosisteminin doğru ve etkili biçimde anlatılması, teknolojik altyapının güçlendirilmesi, teşvik ve destek mekanizmalarının artırılarak finteklerin finansmana erişiminin hızlandırılması ve tüm bunlarla birlikte nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi, önümüzdeki dönemin en kritik politika alanları arasında yer alacaktır.
2. Türkiye’nin bölgesel bir fintek merkezi olma hedefi açısından uluslararası yatırım, yetenek ve teknoloji çekme noktasında hangi avantajları öne çıkıyor?
Güçlü pazar yapısı, dijital finansal hizmetlerin yüksek benimsenme oranları ve giderek olgunlaşan düzenleyici çerçevesiyle Türkiye, bölgesel bir fintek merkezi olma hedefi doğrultusunda istikrarlı biçimde ilerlemektedir. Ödeme sistemleri, açık bankacılık ve dijital finans çözümlerinin günlük hayata hızla entegre olması, Türkiye’yi yalnızca hızlı büyüyen değil; aynı zamanda ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir pazar olarak da öne çıkarmaktadır. Küresel dalgalanmalara rağmen yatırım ivmesinin korunması, bu yapısal avantajların somut bir göstergesidir.
Yabancı yatırım, yetenek ve teknoloji çekimi açısından Türkiye’nin bir diğer önemli avantajı, regülasyon–inovasyon dengesini güçlendirmiş olmasıdır. Açık bankacılık, dijital bankacılık ve kripto varlık alanlarında netleşen düzenlemeler yatırımcı güvenini artırırken, fintek şirketlerinin uzun vadeli iş modelleri inşa etmesine de imkân tanımaktadır. Genç ve teknoloji okuryazarlığı yüksek insan kaynağımız ile Avrupa, Orta Doğu ve Asya’ya eş zamanlı erişim sağlayan coğrafi konumumuz, ülkemizi bölgesel ölçekte faaliyetlerini genişletmek isteyen şirketler için doğal bir merkez hâline getirmektedir.
Bugün Türkiye fintek ekosistemi 826’sı aktif olmak üzere toplam 1.000’in üzerinde girişime ev sahipliği yapmaktadır. Ödeme hizmetleri 295 girişimle ilk sırada yer alırken; onu 148 girişimle kripto para/blokzincir ve 131 girişimle bankacılık teknolojileri takip etmektedir. Bu dinamizm yatırımlara da yansımaktadır. 2020 yılından itibaren fintek girişimleri, toplam 209 yatırım turunda 630 milyon ABD doları yatırım aldı. Bu tablo, uluslararası yatırımcılar açısından Türkiye fintek sektörünün stratejik bir fırsat alanı hâline geldiğini açıkça göstermektedir.
Ayrıca sunduğu avantaj ve muafiyetlerle uluslararası yatırımcılar ve teknoloji sağlayıcıları için stratejik bir temas noktası olmayı hedefleyen yeni bir teknoparkımız bulunmaktadır: Fintech Zone İstanbul. 13 Eylül 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Finans Merkezi bünyesinde hayata geçirilen Fintech Zone İstanbul, finansal inovasyon gücümüzü küresel ölçekte görünür kılacaktır. Bu dinamik ve tematik yapı sayesinde yerli girişimlerin küresel pazarlara açılmasını desteklemeyi; uluslararası şirketler için ise Türkiye’de kalıcı ve değer üreten bir faaliyet zemini sunmayı hedefliyoruz.

3. Finans dijitalleşiyor, dijitalleşen finans ise küresel finans sistemini dönüştürüyor. Finansın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dijitalleşme, küresel finans sistemini köklü biçimde dönüştürüyor. Türkiye ise bu dönüşüme hem güçlü altyapısı hem de düzenleyici çerçevesiyle hızlı biçimde uyum sağlıyor.
Finans sistemine ilişkin olarak 2008 küresel finans krizine mutlaka değinmek gerekiyor; zira bugünkü dönüşümün hız kazanmasında bu kırılmanın belirleyici bir etkisi oldu. Bu krizin en önemli sonuçlarından biri tüketicilerin alternatif çözümlere yönelmesi oldu.
2008 sonrası dönem; sermaye yeterliliği, likidite ve şeffaflık gibi alanlarda regülasyonun derinleştiği, bankaların iş modellerinin yeniden ele alındığı bir süreç. Bu dönemde bankalar, inovasyonu teşvik ederek yeni girişimlerle iş birlikleri geliştirmeye başladı. Bu durum fintek şirketleri için tarihi bir fırsat yarattı. Kriz sonrasında fintek sektörü, en hızlı büyüyen girişimcilik alanlarından biri hâline geldi.
Bugün gelinen noktada fintek artık “alternatif” değil, finansal sistemin inovasyon motoru konumunda. Hatta büyüyen fintek girişimleri, yalnızca bankaların maliyetlerini düşüren iş ortakları değil; bazı alanlarda en güçlü rakipleri olarak da öne çıkıyor.
Finansal teknolojiler, geleneksel bankacılığın sınırlarını aşan çözümler sunuyor. Blokzincir teknolojisi, aracı kurumlara ihtiyaç duymadan doğrudan değer transferine imkân tanırken; dijital bankacılık uygulamaları fiziki şubeye veya geleneksel banka lisansına gerek kalmadan tamamen çevrim içi hizmet sunabiliyor.
Finansın geleceği; dijital kanallara taşınmış geleneksel bankacılıktan ziyade, API’lerle birbirine bağlanan, gerçek zamanlı çalışan, veri odaklı ve giderek daha programlanabilir (tokenizasyon ve akıllı sözleşme temelli) bir mimariye doğru evriliyor. Bu süreçte yapay zekâyı merkezine alan finteklerin belirleyici bir rol üstleneceğine inanıyoruz.
4. Uluslararası fintek şirketleri ve yatırımcılar açısından Türkiye pazarına girişte regülasyon, ölçeklenme ve sürdürülebilir büyüme perspektifi nasıl şekilleniyor?
Türkiye fintek ekosistemi, regülasyonun netleştiği ve kurumsal bir çerçeveye kavuştuğu yeni bir evreye girdi. Ödeme hizmetleri, elektronik para, açık bankacılık ve kripto varlık alanlarında oluşturulan hukuki altyapı, pazara girişte öngörülebilirliği artırmakta ve yatırım kararlarının orta ve uzun vadeli, stratejik bir bakış açısıyla alınmasına imkân tanımaktadır. Bu yaklaşım, Türkiye’yi kısa vadeli fırsat pazarından ziyade bölgesel bir operasyon ve yatırım merkezi olarak konumlandırmaktadır.
Ölçeklenme ve sürdürülebilir büyüme açısından Türkiye’nin geniş kullanıcı tabanı ve dijital finans çözümlerinin hızlı benimsenmesi belirleyici olmaktadır. Yerel fintek girişimlerinin olgunlaşmasıyla birlikte uluslararası yatırımcı ilgisi erken aşama yatırımların ötesine geçerek ortaklıklar, birleşmeler ve stratejik satın almalara yönelmektedir. Düzenleyici çerçevenin destekleyici yönde gelişmesi de bu büyümenin kontrollü ve kalıcı biçimde ilerlemesini sağlamaktadır.
5. İstanbul Finans Merkezi’nin fintek ve dijital finans ekosistemi içindeki konumunu ve küresel rekabet gücünü nasıl görüyorsunuz?
Türkiye, bölgesel ve küresel bir finans merkezi olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Bu vizyonu besleyen en dinamik alanlardan biri hiç kuşkusuz fintek ekosistemimiz. Güçlü bankacılık altyapısının yanı sıra 142,3 milyon kredi kartı ve 114 milyon aktif dijital bankacılık kullanıcısıyla Türkiye, dijital finansal hizmetlerin benimsenmesinde küresel ölçekte öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor.
Bu vizyonun kalbi ve en güçlü göstergesi ise İstanbul Finans Merkezi (İFM). Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2023 yılında açılan İFM; güçlü mevzuat altyapısı, yeşil bina konsepti ve uluslararası standartlardaki teşvikleriyle dikkat çekiyor. İFM Kanunu kapsamında fintek, dijital finans, yapay zekâ ve katılım finans gibi stratejik alanlarda faaliyet gösteren kurumlara önemli vergi indirimleri ve muafiyetler sağlanıyor. Ayrıca “Tek Durak Büro” uygulaması sayesinde yerli ve uluslararası yatırımcılar için bürokratik süreçler hızlandırılıyor ve sadeleştiriliyor.
İFM bünyesinde yer alan Fintech Zone İstanbul, erken aşama fintek girişimlerini küresel yatırımcılarla buluşturmayı hedefliyor. Buradaki girişimler hem 4691 sayılı Teknopark Kanunu hem de 7412 sayılı İFM Kanunu kapsamındaki teşviklerden eş zamanlı olarak faydalanabilecek. Ar-Ge sürecini tamamlayarak ölçeklenen fintek girişimlerinin, teknoparktan mezun olduktan sonra da İFM ofis alanlarında faaliyetlerine devam edebilmesine imkân tanınacak. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin ve İstanbul Finans Merkezi’nin küresel rekabet gücünü önemli ölçüde artırıyor.
6. Global FinTech Insights 2026 vasıtasıyla; Türkiye fintek ekosistemini takip eden uluslararası paydaşlara ve globalleşme hedefleri doğrultusunda hareket eden yerel girişimlere vermek istediğiniz temel mesaj ne olur?
Uluslararası paydaşlarımıza, Türkiye fintek ekosisteminin yalnızca hızlı büyüyen bir pazar değil; regülasyon, kamu vizyonu ve yatırım politikalarının uyum içinde ilerlediği olgun bir yapıya doğru evrildiğini özellikle vurgulamak isteriz. Küresel yatırımcıların önemsediği öngörülebilirlik, uyum ve ölçeklenebilirlik kriterleri Türkiye’de giderek daha sağlam bir zemine oturuyor; bu da ülkemizi bölgesel fintek ekosisteminin doğal bir merkezi hâline getiriyor.
Türkiye fintek ekosisteminin oyuncuları, küresel regülasyon gündemini yakından takip eden, sermaye akımlarını doğru okuyan ve uluslararası iş birliklerine açık bir yapıya sahip. Fintech Zone İstanbul gibi projelerimizle bu yaklaşımı somutlaştırarak, yerli girişimler ile uluslararası yatırımcılar arasında sürdürülebilir ve yapısal bağlar kurmayı hedefliyoruz. Bugün Türkiye, yalnızca büyüme potansiyeli sunan bir pazar değil; aynı zamanda bölgesel ölçeklenme, ürün test etme ve sürdürülebilir iş modelleri geliştirme açısından stratejik bir konumlanma alanı sunuyor.
Güçlü teknoloji üretmek başarı için gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli değil. Küresel regülasyon yapısı, uluslararası sermaye beklentileri ve kullanıcı güveniyle uyumlu; şeffaf, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir iş modelleri geliştirebilen yerli girişimlerimiz, Türkiye’nin sunduğu bu güçlü zemini küresel başarı hikâyelerine dönüştürebilecek potansiyeli barındırıyor. Uzun vadeli vizyonla hareket eden, küresel rekabete açık fintek girişimleri ülkemizin “finansın bağlantı noktası” konumunu daha da ileri taşıyacaktır.
Global Fintech Insight 2026 serisi kapsamında hazırlanmıştır.
Sesli Dinle
Editör Ekibi
FT Finansal Teknoloji editör ekibi, fintech ve dijital finans alanındaki gelişmeleri haber değeri ve editoryal perspektifle takip eder.
