Finansın Görünmez Altyapıya Dönüştüğü Eşik: Yasemin Evsahibioğlu’na Göre 2026
Fintech Liderlerinin 2026 Ajandası – Ekosistemin Yıllık Yol Haritası kapsamında görüşlerini paylaşan Yasemin Evsahibioğlu (Aktif Ventures Genel Müdürü), finansal teknolojilerin 2026 itibarıyla bağımsız çözümler olmaktan çıkıp hayatın görünmez altyapısına dönüştüğünü değerlendiriyor.

2026’da fintech sektörünü en fazla dönüştürecek kırılma noktası sizce ne olacak?
2026’nın gerçek kırılma noktası; finansın artık bir “sektör” olmaktan çıkıp “deneyim” haline gelmesi ve hayatın görünmez altyapısına dönüşmesi olacak. Kullanıcı, finansal bir ürünle etkileşime geçtiğini bile hissetmeden; ihtiyacı neyse, tam o anda ve en doğru koşullarla ona ulaşacak. Para, ödeme, kredi, sigorta gibi kavramlar ön plandan çekilecek; deneyimin kendisi konuşulacak.
Bu dönüşümün kalbinde üç güçlü dinamik yer alıyor: açık bankacılıktan açık finansa evrilen izinli veri ekosistemi, yapay zekâ ile derinleşen öngörü ve karar mekanizmaları, bunların tamamını güven içinde ayakta tutan regülasyon mimarisi. Türkiye’de bu üç alanın aynı anda olgunlaşması, finansın ilk kez gerçekten “her yere nüfuz eden” bir yapıya kavuşmasının da önünü açıyor.
İşte bu yüzden biz de Apilion’u yalnızca bir API platformu olarak değil, yarının finansal evrenini birbirine bağlayan bir köprü olarak görüyoruz. Bugün 1000’i aşkın fintech ve bankacılık API’sini tek merkezden erişilebilir kılmak, 2026’nın embedded finance dünyasında var olacak deneyimlerin altyapısını bugünden inşa etmek anlamına geliyor.
Kısacası 2026, bankaların müşteriye gittiği bir dönemden; finansın hayatın içine tamamen karıştığı bir çağa geçiş yılı olacak. Bu yeni çağda kazananlar ise finansı ayrı bir ürün olarak değil; veri, yapay zekâ ve API’lerle hayatın doğal bir parçası haline getirebilenler olacak.
Şirketiniz 2026’da hangi stratejik alanlara öncelik verecek ve bunun ekosistemde nasıl bir etki yaratmasını hedefliyorsunuz?
Türkiye’nin en kapsamlı finansal teknolojiler ekosistemi Aktif Bank’ın iştiraki Aktif Ventures olarak 2026 vizyonumuzu yalnızca finansal teknolojileri geliştiren bir yapı olmakla sınırlamıyoruz. Türkiye’nin dijital ekonomisinin omurgasını güçlendirmeyi ve bölgesel gücümüzle ekosistem mimarı olmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar girişimleri destekleyen, iş birlikleri kuran ve yenilikçi projeleri hayata geçiren bir yapıydık. 2026 itibarıyla bu yaklaşımı daha sistematik, daha sürdürülebilir ve küresel ölçekte değer üreten bir modele dönüştürüyoruz.
Bu dönüşümün merkezinde Apilion bulunuyor. Apilion’u yalnızca bir API platformu olarak değil; Türkiye’yi küresel finansal teknoloji ekosistemiyle bağlayan stratejik bir altyapı oyuncusu olarak konumlandırıyoruz. Başlattığımız global iş birliklerini 2026 yılında; Somut partnerlikler, ticari açılımlar ve uluslararası satış adımlarıyla büyüterek, Apilion’u sınır ötesi bir yapı haline getirmeyi amaçlıyoruz.
2026 stratejimizin bir diğer kritik odağı ise güven, regülasyon uyumu ve yapay zekâ destekli otomasyon. Finansal sistemler büyüdükçe güvenlik, risk yönetimi ve regülasyon teknolojileri artık destekleyici değil, doğrudan belirleyici unsurlar haline geliyor. Biz de siber güvenlik, RegTech ve yapay zekâ tabanlı çözümler alanında geliştirdiğimiz iş birlikleriyle; ekosistemdeki oyuncuların daha güvenli, daha hızlı ve daha uyumlu bir altyapıyla büyümesini hedefliyoruz. Yapay zekâ destekli süreçler, gerçek zamanlı risk analitiği ve regülasyon teknolojilerinin birlikte yarattığı etkiyle, Türkiye fintech ekosisteminin küresel standartlara çok daha hızlı yaklaşacağına inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde finansın yalnızca bankacılık sınırlarında değil, tüm sektörlerin iş modellerine entegre olduğu bir döneme giriyoruz. Bu nedenle venture-building yaklaşımımızı e-ticaretten telekoma, lojistikten sigortaya kadar pek çok sektörde derinleştiriyoruz. Finansal yetkinliklerin iş süreçlerine görünmez ama etkili biçimde entegre edildiği bu yeni model, şirketlerin yalnızca operasyonel verimliliğini değil; büyüme hızını ve rekabet gücünü de dönüştürüyor.
Tüm bu stratejik adımların ekosisteme etkisini tek bir cümleyle özetlemek mümkün: İş birlikleri derinleştikçe inovasyon hızlanacak, inovasyon hızlandıkça Türkiye’nin küresel fintech sahnesindeki etkisi artacak. Türkiye’nin potansiyelini açığa çıkaran nokta; tekil başarı hikâyeleri değil, birbirine bağlanan ve birbirini güçlendiren bir yapı kurabilmesidir. Biz de Aktif Ventures olarak 2026’da tam olarak bu yapının merkezinde konumlanmayı ve bu dönüşümün liderliğini üstlenmeyi hedefliyoruz.
Türkiye fintech ekosistemi için 2026’da en büyük fırsatı ve en kritik riski nasıl tanımlarsınız?
Türkiye fintech ekosistemi 2026’ya çok güçlü bir yapısal avantajla giriyor: dijital dünyaya doğal olarak entegre olmuş genç nüfus, teknolojiyi hızla sahiplenen bir pazar ve yeniliği destekleyen regülasyon yaklaşımı. Bu üçlü yapı, Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir oyuncu değil; doğru adımlar atıldığında küresel ölçekte söz sahibi bir fintech merkezi haline getirebilecek potansiyele sahip. Özellikle açık finans, dijital kimlik ve API ekonomisi alanlarında Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgesel liderlik iddiası son derece güçlü. Bu fırsatı doğru değerlendirirsek, sadece çözümler tüketen değil; teknolojisini, bilgisini ve iş modellerini dünyaya ihraç eden bir ülke konumuna yükselebiliriz.
Ancak her büyük fırsat, kendi içinde büyük bir riski de barındırır. Türkiye fintech ekosistemi için 2026’daki en kritik riskin “parçalı büyüme” olduğunu düşünüyorum. Her kurumun, her girişimin kendi yolculuğunu tek başına ve farklı standartlarda sürdürmesi; kısa vadede hız kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede ortak aklı, ölçeklenebilirliği ve küresel rekabet gücünü zayıflatır. Bugün fintech’te başarı artık yalnızca en iyi teknolojiyi geliştirmekle değil; doğru paydaşlarla, doğru zamanda ve doğru zeminde birlikte değer üretmekle tanımlanıyor.
Eğer ekosistem olarak iş birliği kültürünü, ortak teknik ve operasyonel standartları ve birlikte çalışma refleksini güçlendirebilirsek; Türkiye önümüzdeki döngüde yalnızca “takip eden” değil, “oyunu kuran” ülkelerden biri haline gelebilir. Aksi durumda hız kesmeyiz belki, ama küresel fırsat penceresini kaçırma riskiyle karşı karşıya kalırız.
Benim 2026 için en güçlü beklentim; Türkiye fintech ekosisteminin aynı dili konuşan, aynı vizyona odaklanan ve rekabet ederken birlikte büyüyebilen bir yapıya evrilmesi. Bu dönüşüm sağlandığında, Türkiye’nin potansiyeli sadece bölgeyle sınırlı kalmaz; küresel ölçekte de kalıcı bir etki yaratır.
Yapay zekâ, açık finans ve tokenizasyon üçlüsünün 2026’da sektörünüzde yaratacağı dönüşümü nasıl görüyorsunuz?
Yapay zekâ, açık finans ve tokenizasyonu birbirinden bağımsız teknolojiler olarak değil; geleceğin finansal sistemini birlikte inşa eden üç ana taşıyıcı kolon olarak görüyorum. 2026’ya geldiğimizde bu üçlü yalnızca süreçleri hızlandıran araçlar değil, finansın işleyiş mantığını kökten dönüştüren bir paradigma haline gelecek.
Yapay zekâ, finansal süreçleri sadece otomatikleştiren bir teknoloji olmaktan çıkıp; öğrenen, öngören ve karar destek mekanizmaları üreten bir zekâ katmanına dönüşecek. Kredi tahsisinden risk yönetimine, müşteri deneyiminden dolandırıcılık önlemeye kadar pek çok alanda finansal sistemlerin refleksleri artık insan hızının çok ötesine taşınacak.
Açık finans ise veriyi kurumların sahip olduğu bir varlık olmaktan çıkarıp, kullanıcının kontrolünde, güven temelli bir değere dönüştürecek. 2026’da veri paylaşımı yalnızca operasyonel bir gereklilik değil; etik, şeffaf ve kullanıcı mülkiyetine dayalı yeni bir finans anlayışının omurgası haline gelecek. Bu da finansal hizmetlerde kişiselleştirmenin gerçek anlamda mümkün olduğu bir dönemin kapısını açacak.
Tokenizasyon tarafında ise çok daha büyük bir zihinsel dönüşümle karşı karşıyayız. Finansal değer artık yalnızca büyük sermayelerin erişebildiği varlıklardan ibaret olmayacak. Gayrimenkulden menkul kıymetlere, sanattan alternatif yatırımlara kadar pek çok varlık sınıfı tokenize edilerek daha erişilebilir, daha likit ve daha demokratik bir yatırım dünyası oluşacak. Bu da finansın kapsayıcılığını tarihsel olarak yeni bir seviyeye taşıyacak.
Bu üç dönüşüm birleştiğinde ortaya çıkacak yapı; daha kapsayıcı, daha adil, daha şeffaf ve daha akıllı bir finansal ekosistem olacak. Kullanıcılar finansal kararlarını yöneten merkezi yapılara bağımlı kalmayacak; akıllı sistemlerin rehberliğinde, kendi ihtiyaçlarına göre şekillenen kişiselleştirilmiş bir finansal yolculuğun doğrudan paydaşı haline gelecek.
Ben bu dönüşümü yalnızca bir teknolojik sıçrama olarak değil, finansın kültürel bir evrimi olarak görüyorum. Aktif Ventures olarak biz bu evrime sadece uyum sağlamayı değil; onu tasarlayan, yönlendiren ve hızlandıran aktörlerden biri olmayı hedefliyoruz. Çünkü geleceğin finansı yalnızca kodlarla değil; güven, şeffaflık ve erişilebilirlik üzerine inşa edilecek. Biz de bu geleceğin tam merkezinde yer almak için çalışıyoruz.
Bu röportaj, Fintech Liderlerinin 2026 Ajandası – Ekosistemin Yıllık Yol Haritası çalışması kapsamında hazırlanmıştır. Çalışma, fintech ekosisteminin liderlerine yöneltilen dört ortak stratejik soruya verilen yanıtlar üzerinden kurgulanmıştır.
Sesli Dinle
Editör Ekibi
FT Finansal Teknoloji editör ekibi, fintech ve dijital finans alanındaki gelişmeleri haber değeri ve editoryal perspektifle takip eder.
